Gecemisanayazdim



Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah cc Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

ANA SAYFAYA DÖN SIK KULLANILANLARA EKLE AÇILIŞ SAYFASI YAP

Sohbet odasına girmek için lütfen tıklayınız.

Hakkımda

Guzel olan herseyi paylasmak umuduyla.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler


Favorilerim


Arkadaşlarım

malida

subat75

selinguven1

avare66

busraustaomer

bentosun2

bentosun


4/1/2009 - Esma'ül Hüsna 2

Kategori: Dinimiz


Ya Muahhir!
Zaman senindir
Dilediğin işi öncelersin dilediğini ertelersin
İzzet senindir
Dilediğini yanına alır dilediğini uzak eylersin
İrade senindir
İstediklerimi şimdide verir sonraya da bırakırsın
Hüküm senindir
Dilersen başkalarını bana tercih eder
Dilersen beni başkalarına tercih edersin
Hayat senindir
Dilersen ecelimi acilen verirsin dilersen tehir edersin
Takdir senindir
Dilersen cezami hemen verir
Dilersen tövbe edeyim diye geciktirirsin
Beni başkasına tercih et başkasını bana tercih etme
Beni benden al beni senden uzak etme
Rahmetini öncele gazabını ertele
Pişman olmama izin ver ecelimi tehir eyle
Ya Evvel!
Senin varlığın evvelden evvel
Senindir sırrını kavrayamadığım ezel
Sen öncelerden de öncesin
Senindir zaman sen öncesizsin
Her şeyin aslı senin katındadır
Her işin başı senin yanındadır
Yokken bana sahip çıkan sensin
Benden önce beni anan sensin
Önceleri yoktum sen var eyledin
Sonraları unutulucam sen an beni
Ya Ahir!
Sensin sonraların sonrası nihayetin yok senin
Her şeyin sonu senin yanında
Her işin sonucu senin lütfunla
Seninle sona erer hasretlerim
Sende son bulur beklemelerim
Seninle güzelleşir sonum sende gerçek olur umutlarım
Seninle sonsuzlaşır an senin müjdenle genişler zaman
Seninle gelir yarınlar seninle var olur sonralar
Senin lütfunla varlık evine konuk oldum
Bugün var yarın yokum
Sonumu sonsuzluk eyle akibetimi hayr eyle kabrimi gülizar eyle
Ecel geldiğinde müjdeni söyle
Ya Zahir!
Her şeyin yüzünde kudret ve rahmetiyle görünen sensin
Her şey kendini gösterdiğinden çok seni gösterir
Sen zahir olmasan ışık kör kalır
Seni görür gibi yaşamakla güzelleştir halimi
Senden baskası şahit olmaya deymiyor
Zuhuruna şahit olanlardan eyle beni
Seni anlatan kelimeler hiç bitmiyor
Ayetlerine şahit yaz beni
Gözlerim seni görmeye yetmiyor
Kalbimde görünür eyle kendini
Ya Batın!
Sen herkese gizli kalırsın
Hiçbir şey sana gizli kalamaz
Dipsiz kuyular derin kurutulmuşluklar
Uçsuz bucaksiz ufuklar
Işıgın erişemediği derinlikler sana ayandır
Kalbimin sızıları ruhumun arzuları aklımın sırları sana aşikardır
Sen ki hiçbir tasavvurun erişemeyeceği gizliliktesin
Aklımı hikmetinin inceliklerine aşina eyle
Sırlarını arayışımı en tatlı heyecanım eyle
Sen ki irade ve hikmetinle her şeyin iç yüzünde saklısın
Nefsimi iradene ram eyle
Sen ki her şeyin içine ve aslına hükmedersin
Kalbimi en güzel hallerle hallendir
Varlık senin izzet ve azametine perdedir
Sırlarını aç perdeleri indir
Ya Vali!
Nefsimle beni sınayan sensin
Ömrümü eksiltende artıranda sensin
Ömür senin dilediğindir
Malımı azaltanda çoğaltanda sensin
Elimdekiler senin verdiğindir
Sen dilemedikçe ben dileyemem
Dilediğim sensin dilediğim senin dilediğindir
Sen ki kainata zerre zerre hükmedersin
Kalbimi kalp eyle dininde sabit kıl
Sen ki her an her ihtiyaca kafi gelirsin
Fakrıma medet eyle katında şefaatçi kıl
Ya Müteali!
Sen bütün yüceliklerden yücesin
Yüceler yücesi sensin
Sensin ulviler ulvisi sensin perdelerin gizlediği
Sensin görünenlerin gösterdiği
Sensin kainat kitabının hecelediği
İyiliklerin sahibi sensin her dilin yücelttiği sensin
Ufukların sahibi sensin
Sen Mütealsin
Her şeyden ala, her kusurdan müberra, her noktadan paksın
Sonsuz kusurlu bu fakir
Her kusurum senin kemalini anlamam içindir
Kusurumu kemaline erişme vesilesi kıl
Sen Mütealsin
Her şeyin üzerinde her yüceliğin ötesinde
Her eksiklikten münezzehsin
Sonsuz fakr içinde bu fakir
Fakrım senin rahmetini tatmam içindir
Fakrımı rahmetine yetişme vesilesi kıl
Müteal sensin sonsuz acz içinde bu fakir
Aczim senin kudretine dayanmam içindir
Aczimi kudretine sığınma vesilesi eyle
Müteal sensin, İlah sensin, Rab sensin
Kulluğumu rızanı kazanma vesilesi eyle
Ya Berr!
Yoktum yokluğumun farkında değildim
İyilik ettin var eyledin beni
Anılmıyordum anılmaya değer değildim
İyilik ettin insan eyledin beni
Bilmiyordum bilmediğimi bilmiyordum
İyilik ettin kendini bilir eyledin beni
İnanmıyordum senin farkında değildim
İyilik ettin inanlardan eyledin beni
Kimsesizdim kendime dost arıyordum
İyilik ettin dostun eyledin beni
Yetimdim sahibimi arıyordum
İyilik ettin rahmetine çağırdın beni
Hatalıyım pişmanlık duyuyorum
İyilik ettin kapına çağırdın beni
Yüzüm yok kimseye yaranamıyorum
İyilik ettin dergahına aldın beni
Günahım çok senden utanıyorum
İyilik ettin gufranına boğdun beni
Senden iyilik istemeye ne hacet
İstememi isteyişin zaten iyiliğin değil mi
Senden istemeye ne hacet
Vermek istemeseydin istemeyi vermezdin ki
Ben sustum Ya Rab sen söyle iyiliğimi
Ya Tevvab!
İste kapina geldim
Edemedigim bütün tövbeler için sana tövbe ediyorum
İşte dergahına vardım
Dileyemediğim bütün özürler için senden özür diliyorum
Sana dönüyorum çünkü gidecek başka kapı bilmiyorum
Beni nasıl kabul etmezsin ki kapına
Çünkü söyle dediğini biliyorum
“Allah(cc)’ın kabulünü vaat ettiği tövbe
O kimselerin tövbesidir ki cahillikle bir suç işlerler
ve çarçabuk tövbe ederler”
Bunları söylemekle cahillik ettimse tövbe Ya Rab
İste çarçabuk tövbe ettim
Sen tövbe edenleri seversin bilirim
Ya Müntekim!
Sen ki isyana ve inkara pek şiddetli karşılık verirsin
İntikamın haktır senin
Sen ki mazlumların ahını işitir ezilenlerin halini görürsün
Cehennemin haktır senin
Sen ki dilediğine rahmet eyler dilediğine azab edersin
Adaletin haktır senin
Nefsimi isyandan uzak tut
Nefsimin eline bırakma beni
Kalbimi nisyandan uzak tut
En güzel hale kalp eyle kalbimi
Zalimden ve zulümden uzak tut
Adaletine razı eyle beni
Rahmetini ver gazabından uzak tut
Lütfuna muhatap eyle beni
Ya Afüvv!
Sen affedicisin sen affetmeyi seversin
Sen severek affedersin
Senin merhametli nazarın nice günahları silip süpürür
Senin affının gölgesinde bütün günah defterleri yanıp kül olur
Sen affetmeyi öyle çok seversin ki
Günahımı dilersen affedecegini biliyorum diye de affedersin beni
Sen öyle nezaketle affedersin ki
Kendi hafızamdan da silersin günahlarımı mahcup etmezsin beni
Hatalıyım itiraf ediyorum kusurluyum kabul ediyorum
İsyanım çoktur biliyorum çok unuttum utanıyorum
Unuttuğumu da unuttum şimdi hatırlıyorum
Aldandım affını umuyorum
Ya Rauf!
Yokluğumda bile hatırımı sorup var eyleyensin
Sen ki bütün şefkatlilerden şefkatlisin
Cemalinle iltifat et bana refetinle muamele et bana
Ya Malikü’lmülk!

Mülk senindir mülkünde dilediğini eylersin
Senindir mülk dilediğini mülküne dahil edersin
Bedeni senin mülkündendir
Hücre hücre tek sahibim sensin
Kalbim senin elindedir
İsyanda da itaatte de tek sahibim sensin
Sözüm senin verdiklerindendir
Sustuğumda da konuştuğumda da tek sahibim sensin
Ruhum senin emrindir
Hayatımda da ölümümde de tek sahibim sensin
Yokluğumda da varlığımda da tek sahibim sensin
Mülkünün haricinde bir yer yok ki çıkayım
Başka kapı yok ki çalayım yanına al beni
Ya Zü’l-celal Ve’l-ikram!

Keremin öyle bol ki senin
Bir çiçeğin güzelliğinde baharın ihtişamını gizlersin
Keremini celalinle gösterirsin
Lütfun öyle çok ki senin
Bir damla suya bin hayat bahşedersin
Lütfunu ihtisamla açık edersin
Görünmen öyle açık ki senin
Zuhurunun şiddetinden gözlerden gizlenirsin
Cemalini kereminle gösterirsin
Sen ki en sevgilini(asv) bana elçi eylersin
En sevgilini(asv) en sevgili eyle bana
Karanlıklarımı dağıt nur eyle beni
Ya Muksit!
Hak senin yanındadır
Haklıların hakkı senin katındadır
Her muhtaca payını veren senin adaletindir
Payıma düşene razı eyle beni
Fazlından fazla fazla ver bana

Ya Cami!
Sen ki İbrahim’in(as) kuşlarını dağ başlarından geri toplayansin
Az olan sevaplarımı da topla hesap günü geldiğinde
İyilikten yana ne varsa senin katındadır
Yetersiz olan iyiliklerimi topla hesap günü geldiğinde
Yokluğu varlığın alnına şebnem eyleyen sensin
Kerem et beni ve kardeşlerimi de cem eyle iyiler meclisinde
Ya Ganiyy!
Öyle Ganiyysin ki lütfunu hak etmek gerekmez
İhsanina layık olmak gerekmez
Elim istediklerime yetişmiyor kalbimin emelleri hiç bitmiyor
Hayallerime kainat dar geliyor dilime sadece dua değiyor
İstesem ancak senden isterim
İyyakenestain iyyakenastain
Ya Mugni!
Bütün zenginlikler senin ikramındır
Elimizde olanlar değil sadece elimizde senin ihsanındır
Sahip olduklarımız değil sadece varlıgımız da senin ikramındır
Her zenginin zenginliği senden başkalarına el açtırma beni
Yalnız sana karşı fakir olanlardan eyle beni
Fakirlik korkusundan azad eyle nefsimi
Neyim varsa senin verdiğini bilenlerden eyle beni
Kainata dilenci eyleme kalbimi
Senin nazlı bir misafirin olarak ağırla iki dünyada beni
Ya Mani!
Sen mani olursan kimse manileri kaldırası degil
Sen engelleri kaldırırsan hiçbir şey engel olası değil
Ben bana gerekeni bilmem Hakim sensin
Men eyle bana verme neler engelse sana gelmeme
Ya Darr!
Zarar da fayda da senin iznindedir
Zarara izin vermende bir hikmetledir
Sen hakkımda zarar murad etmezsin
İyilik senden kötülük nefsimdendir
İyiliğe mecalim yok sen iyileştir beni
Zarar da görünse faydadır taktir ettiğin
Kendime faydam yok zarardan kurtar beni
Ya Nafi!
Yokken var edişin bana öyle bir fayda ki
Kömürü elmasa çeviren simya gibi
Vicdanıma sakladığın sır öyle bir cevher ki
Adem’in(as) pişmanlıgını açık eden dua gibi
Kalbime koyduğun muhabbet öyle değerli ki
İbrahim’e(as) ateşi serin eyleyen sır gibi
Bana bahsettiğin hayat öyle bir Kevser ki
İsa’nın(as) ölüleri dirilten dokunuşu gibi
Tenime verdiğin afiyet öyle bir merhem ki
Eyyub’un(as) yaralarını iyileştiren deva gibi
Gözlerime değen nazarin öyle bir ışık ki
Yunus’u(as) üç karanlıktan çıkaran nur gibi
Yüzüme tebessümü koyan yaradışın öyle güzel ki
Yusuf’u(as) yüzüne tutulan ahime gibi
Bana vaat ettiğin cennet öyle bir müjde ki
Muhammed’in( asv) canlar okşayan tebessümü gibi
Her hayır senin elindendir katında hayra eriştir beni
Her menfaat senin taktirindedir rahmetinden menfaatlendir beni
Her fayda senin izninle gelir lütfundan faydalandır beni
Sensiz benden bana çare yok bana iyiliğin gerek
Sensiz kimseden kimseye fayda yok bana kalbi selim gerek
Ya Nur!
Sen ki varlik aleminin nurusun
Sendendir çehrelerden parlayan nur
Sendendir göze bakış veren sır
Sendendir gönle neşe veren sürur
Seninle nurlanır kalbim seninle aydınlanır aklım
Nurunu yağdır bana
Ya Hadi!
Sensin kalplerimize Hak yolunu gösteren
Sensin vicdanımıza Hakkı aşina eyleyen
İnayetini kar eyle bana hidayetini yar eyle bana
Yolunu yol eyle bana lütfunu bol eyle bana
Ya Bedi!
Hiçligi varlıkla taçlandiran sensin
Varlığı yokluktan çıkarıp süsleyensin
Sen ki her şeyi eşsiz bir güzellikte yaratırsın
Eşsiz yakınlığına al beni
Sen ki her işi özenle ve incelikle tamamlarsın
İnceden inceye sev beni
Ya Baki!
Ne zaman lezzet alsam tükenince elem çekerim
Lezzetleri daim eyleyen sensin
Ne zaman kavuşsam ardından ayrılığı beklerim
Kavuşmaları sahici eyleyen sensin
Ne kadar çok sevdam varsa o kadar çok veda beslerim
Kalbime ebedi sevdalar düşüren sensin
Ömrüm kisa elim yetişmiyor kalbim kandır
Baki olan ancak sensin Beka bahşet imanıma
Ya Varis!
Yok bildiklerim senin nazarındadır
Yitirdiklerim senin katındadır
Bitirdiklerim senin yanındadır
Unuttuklarım senin hatırındadır
Unutulmuşları sonunda sen anarsın
Gidene de kalana da Varis sensin
Ebedi kavuşmaklar ver bana
Ya Sabur!
Eyyub’a(as) sabrı sen öğrettin
Eyyub’a(as) sabrı sen verdin
Sen ki sabrı için Eyyub’u(as) översin
Sensin Sabur asıl sabreden sensin
Sabur sensin sabredenleri seversin
Sabrın öyle ki ben kuluna hilmin çok
Sabredersin ki cezalandırmak ta acelen yok
Sabrın var ki pişman olacaklara mühletin çok
Sabrın öyle ki sabretmeyenlere bile sabırsızlıgın yok
Sen ki bütün sabredenlerin sabır sebebisin
Muhabbetine mahzar olan sabilinden eyle beni

AMİN

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




4/1/2009 - Esma'ül Hüsna 1

Kategori: Dinimiz

Ya Rabbi! Seni tarif etmektedir bütün güzel isimler
Sen güzel isimlerini aşikar etmezsen ruhum karanlıkta kalır
Esma’ül Hüsna’na şahit yaz beni.

Ya Rabbi! Seni tarif etmektedir bütün güzel isimler
Sen güzel isimlerini aşikar etmezsen ruhum karanlıkta kalır
Esma’ül Hüsna’na şahit yaz beni.

ALLAH(cc)!
Sensin Allah(cc) sanadır kulluğum
Sendedir çarem seninledir varlıgım
Seni arar ruhum seni anar kalbim
Başkasına değil sana muhtacım
Başkasını değil seni çağırırım
Başkası yaratılmıştır sen yaradansın
Başkası devamsızdır sen daimsin ve daim eyleyensin
Başkaları muhtaçtır sen ihtiyaçsızsın ihtiyaçları görensin
Başka ilah yok sen Allah(cc)’sın
Sen ki eşi benzeri olmayansın
Sen ki bütün eksiksiz sıfatların sahibisin
Cemaline çevir yüzümü başkasına rağbet ettirme kalbimi
Ya Rahim!
Öylesine rahimsin ki kulağını sözüme muhatap eylersin
Aklıma vahyinle tenezzül edersin
Öylesine Rahimsin ki istendiğinde zaten verirsin
İstenmediğinde de lütfedersin
Öylesine Rahimsin ki hak edene hepten verirsin
Hak etmeyene bile çok bahsedersin
Öyle Rahimsin ki dünyayı bu kadar güzel eylersin
Ahireti ondan daha güzel eylersin
Ya Rabbi! Korkudan emin eyle beni
Hüzünden azad eyle kalbimi
Ateşten uzak eyle beni
Hicrana düşürme kalbimi
Ya Vehhab!
Yokluğa sırf yok oldugu için varlık bahşedersin
Nankörlerin bile rızkını kesmez inkar edenlere bile nefes verirsin
Varlığım senin lütfundur senin ihsanındır
Aciz varlığıma lütfunu ihsanını daim eyle
Ya Rezzak!
Hazinende yok yoktur ol dersin her sey olur
Yarattığın her canlının rızkı senin katında saklıdır
Vahyin mümin kalplerin selin akılların rızkıdır
Ya Rabbi! Sana muhtaç olmak en büyük zenginliğimdir
Senin fakirin eyle beni
Senin verdiğinle doymak en büyük lezzetimdir
Sofranda agırla beni
Ya Melik!
Kimsenin kimseye fayda vermediği gün hüküm senin
Gökler yarılırken sahibim sensin
Yıldızlar dagılırken sahibim sensin
Varlığım bana ait değil varım yoğum senin
Elimde olanlar benim değil sahiplendiklerim de senin
Yokluğa düşürme beni an senin
Darlık verme kalbime mekan senin
Ya Kuddüs!
Sensin kuddüs kutsiyet sendendir bundan öte laf olmaz
Sen dilemezsen hiçbir şey pak sayılmaz
Gönlüm sana yönelmedikçe saf olmaz
Kanımı her nefeste temizlediğin gibi nefsimi arındır pak eyle
Temizlenenlere muhabbet edersin gönlümü muhabbetinle temizle
Ya Selam!
Sensin selam sendendir selam
Emrini dinler ateş ki İbrahim(as) için serin ve selametli olur
İbrahim(as) gibi dostluğuna kabul eyle beni
İbrahim(as) gibi ateşi gül eyle tenime
Gül gibi ateşten çiçekler açtır ruhumda
Selamını şebnem gibi dokundur kalbime
Ya Mümin!
Sen hidayetini göndermezsen kalpler nasıl mutmain olur
Sen kalplere itminan vermezsen kim inandığından emin olur
Sen inandırmazsan kim mümin kalır
Revamın tuzağına düşürme beni nefsimin diline bırakma beni
Öyle mümin eyle ki beni pişmanlıklarım beni sana döndürsün
Ya Müheymin!
Sensin gariplerin sığınagı
Sensin kimsesizlerin dayanağı
Sensin hakkı himaye eden
Sensin aklımı aldanışlardan kollayan
Sensin ayağımı tuzaklardan kurtaran
Sen ki zayıfları kuvvetlilerin şerrinden himaye edersin
Mazlumların hakkını zalimlerden almayı vaat edersin
Sen ki benim en küçük, en önemsiz,
En gizli arzularımı da bilir bana merhamet edersin
Nefsimin aldatmalarına kanmaktan koru beni
Aşağıların aşağısına yuvarlanmaktan koru beni
Ya Aziz!
İzzet senindir sendendir izzet
Sen dilersen kimse zillete düşmez
Sen vermezsen kimsede izzet kalmaz
Kalbim yalnız sana kanar
Yakınlığınla aziz eyle kalbimi
Ruhum yalnız seni arar
Huzurunla aziz eyle ruhumu
Halim yalnız sana aşikar
Başkalarının yanında rezil etme beni
Ya Cebbar!
Sen ki mağrurları gururlarına esir eylersin
Sen ki kibirlenenlerin boynuna kibirlerini tasma eylersin
Sen ki zor kullanıp zulmedenleri vicdanlarinin pençesine hapsedersin
Bir sineği vasıta eyle de Nemrutlardan kurtar beni
Bir asayı vesile eyle de firavunlara galip getir beni
Ebabilleri gönderde Ebrehlerin fillerinden koru kalbimi
Nefsimin beni isyana zorlamasına izin verme
Aklımın beni saptırmasına geçit verme
Hep itaat üzre sabit kıl beni
Ya Mütekebbir!
Ben acizim sen Kadir’sin
Ben fakirim sen Rahim’sin
Ben ölüyüm sen Hayy’sın
Ben çaresizim sen Ehad’sın
Ben muhtacım sen Samed’sin
Ben sağırım işiten sensin
Ben körüm gören sensin
Ben dilsizim konuşan sensin
Ben yaratılıyorum yaradan sensin
Ben yokum var eden sensin
Ben hiçim ama emellerim büyüktür
Ben yoksulum ama isteklerim çoktur
Ben isterim çünkü sen büyüksün
Şahit yaz büyüklüğüne bu küçük kalbimi
Ya Halk!
Sen ol deyince her şey oluverir
Ol de olayım yarattıklarının arasında kalayım
Halk ettiğin gibi ahlaklanayım
Sen yarattın diye güzel olayım
Hep en güzel kıvamda kalayım
Ya Musavvir!
Yokluğa varlık suretini giydiren sensin
Hiçlige varlik boyasını çalan sen
Güzeli güzel kılan ancak senin tasvirindir
Sen ki yüzümü benim için biricik sevdiklerim için tanıdık eylersin
Katında makbul olan güzellikle tasvir eyle suretimi
Ya Gaffar!
Gizli düşmanlıklarımı bilen sensin
Gözyaşlarıma değer veren sensin
Bilirim rahmet denizini bulandıramaz cümle günahlar
Rahmetinle arındır bağısla beni
Ya Fettah!
Damla kadar da olsa sevabım lütfeylede cennetini aç bana
Şaşkında olsa aklım kerem eyle de sana gelen yolları aç bana
Ya Alim!
Senin için bilmenin başı yoktur
Ben ancak sonradan bilirim
Senin bilmediğin bir an yoktur
Ben ancak bazen bilirim
Sen açık edip söylediğimi de bilirsin
Sen susup kendime sakladıgımı da bilirsin
Unutup kendimden sakladıgımı da bilirsin
Kendi kuyularıma aklımın iplerini salarım
Kendime aklım ermez sen beni benden çok bilensin
Kalbimin kuytularında el yordamıyla dolaşırım
Kendime kendim yetmez sen bana benden çok sırdaşsın
Bildiğimi bilenlerden eyle beni bilmediğimi bilenlerden eyle beni
Sana malum olan ayıp ve kusurlarımla utandırma beni
Ya Kabıd! Ya Basıt!
Dara düşürürsün genişlik verdiğinde şükretmeyeni
Genişletirsin dara düştüğünde de şükredeni takdir senindir
Ya Rabbi! Sen ki imkansızı mümkün kılarsın
Darda koyma beni dara düştüğümde de şükredenlerden eyle beni
Sen ki asılları yanında tutarsın gölgede bırakma beni
Ya Hafid!
Öyle Hafid’sin ki yokluğa yuvarlarsın varlığıyla gurura düşeni
Öyle Hafid’sin ki zillete düşürürsün kendisini yücelteni
Gururdan azad eyle nefsimi zillete düsürme kalbimi
Ya Rafi!
Secdelerimle sultan eyle beni
Kulluğumla şereflendir beni
Katında rütbelendir beni
İyiler arasında an beni
Yükseklere al beni
Ya Muizz!
İzzetim varsa ancak senin verdigin kadardır
Yalnız sana itaat etmenin izzetini ver bana
İzzetine ayine et fakiri
Ya Müzill!
Sana boyun eğişim en tatlı sevincimdir
Senin kapına gelmeyen sonsuz çaresizlikler içindedir
Sana muhtaç oluşum en büyük şerefimdir
Cevapsız bırakma beni
Ya Semi!
Yare açık yare yare açmaya yare ne hacet
Feryadım duyulur aşikare dile dökmeye ne hacet
Güllerim döndü hare hare küsmeye ne hacet
Dil avare dudak bi çare parelenmeye ne hacet
Ya Basir!
Körüm körlüğüme bile
Körüm gördüğüme bile
Körüm gösterdiklerine bile
Vaat ettiğin cennetine bile körüm
Senin görmenle görür cümle gözler
Aç gözlerimi
Ya Hakem!
Sen ki varlık ağacını yokluğun karanlık köklerinden çıkarıp vücuda getirensin
Sen ki kalbimi bir nutfe gibi rahmetini rahminde besleyip büyütensin
Kalbime değen sızıları ince ince söz eyle
Yüzüme değen gözyaşımı damla damla rahmet eyle
Dudağıma değen heceleri deste deste dua eyle
Ya Adl!
Sensin zulme ugrayanların dayanagı
Sensin mahzun kalplerin sığınağı
Senin adaletindir sığındığım senin nizamındır güvendiğim
Nefsime zulmetmekten koru beni
Adaletine razı eyle nefsimi
Eğrilmekten koru kalbimi
Rızana göre ölçülendir beni
Mizanında güzel eyle akibetimi
Kolay eyle sorgu sualimi
Hesap verme inceliğiyle yaşat beni
Zulmetmekten uzak eyle beni
Zulme uğramaktan koru beni
Ya Latif!
Senin hükümlerin her seyin her haline inceden inceye nüfuz eder
Hükmüne razi olmayı lütfet bana
Lütfunu hakkımda hükmün eyle
Hükmünü hakkımda latif eyle
Ya Şükür!
Sen ki bana iman verdin dalalette bırakmadın
Bense sana şükrümde hep eksik yetersiz kaldım
Şükrünün lezzetini her dem tattır kalbime dilime
Şükredebilmek bile senden gelen bir nimettir
Bu nimetin şuuruna erdir fakiri
Ya Aliyy!
En güzel sıfatlar bile seni nitelemeye yetmez
Senin lütfunun şulesidir bütün güzel sıfatlar
En mükemmel vasıflar bile seni vasfetmeye yetmez
Senin cemalinin gölgesidir bütün mükemmel vasıflar
Sen her türlü tasavvurun ötesindesin
Sen her türlü hayalin üzerindesin
Sıfatlarına hayaller erişemez yüceliğine akıl sır ermez
Senin lütfunla ulviyet kazanır alemler
Senin tenezzülünle mertebeler kazanır insan, cin ve melekler
Aczime yüce kudretinle medet eyle
Fakrıma ulvi yakınlıgınla imdat eyle
Sen ki içimin içinde olup bitenleri bilirsin yakinlığına al beni
Sen ki yüceler yücesisin senden başkasina boyun eğdirme beni
Ya Kebir!
Cümle efkar dar kalır senin kibriyanı anlamaya
Cümle sözler sığ kalır senin büyüklüğünü anlatmaya
Bir seni büyük bilenlerden eyle beni
Büyüklüğünü bilmekle genişlet fikrimi
Kibriyanı anlayacak akılla donat beni
Celalini görmekle genişlet kalbimi
Ya Hafiz!
Hıfzının hazinesinde alem bir noktadan ibarettir
Hıfzının ayinesinde ay ve güneş sönük bir parıltıdan ibarettir
Bahar kışa döner birgün gün akşama çıkar
Sabahlar sendendir koru beni sabaha eriştir
Yıldızlar söner birgün dağlar yerinden oynar
Gökler senindir koru beni kapına yetiştir
Göklerde ölür birgün yer yerinden oynar
Her yer senindir koru beni menzile eriştir
Kuşlar dağılır birgün denizler kaynar ufuklar senindir
Koru beni ötelere eriştir
İsmim unutulur birgün sesim boşlukta çınlar
Yakınlıklar sendendir
Koru beni yakınlıgına eriştir
Defterim açılır birgün günahlarım çok tutar
Takdir senindir koru beni affını yetiştir
Sözüm biter birgün sessizlik uzar kelam senindir
Koru beni müjdeni yetiştir
Ya Mukit!
Sen ki herkesin her ihtiyacını her an görüp gözetirsin
Sana ayandır her türlü niyet ve hareketim
Sen ki sonsuzluk istediğini kalbime ilham edersin
Sana malumdur bütün dualarım ve isteklerim
Sen ki zayif ve acizleri yetim ve yoksulları kollayıp gözetirsin
Sana aşinadır acizliğim ve yetimliğim
Sen ki öncelikle yoksullara keremde bulunmayı seversin
Sana aşikardır sevapça yoksulluğum ve eksikliğim
Niyetlerimi güzelleştir ihlasa eriştir beni
Ömrümü ebede bitiştir cennetine yerleştir beni
Yoksulluğumu rahmetine ayine eyle baskasına el açtırma
Günahlarımı gufranına bahane eyle yüzümü kara çıkarma
Ya Hasib!
Emellerim hesaba gelmez arzularım sayıya dökülmez
Defterimden yanlışlarımı çıkar ki hesabım kolay olsun
İhtiyaçlarımın en küçüğüne hayallerimin hiçbirine elim yetişmez
Kalbimin sızılarını topla ki hesaba gelir bir duam olsun
Ya Kerim!
Ya Rabbi! Kereminle güzel eyle her halimi
Kereminle sevindir kalbimi
Sen ki en çok acizlere ve zayıflara ikram eylersin
Sen ki hiç sebepsiz hiç hesapsız kerem eylersin
Sen ki bir avuç tohumda bir bahçenin ağacını saklarsın
Cennetine al hiç bitmeyen ikramına eriştir beni
Kerem et bu acize az sevabını çok eyle
Ya Rakib!
Ömrümün her anında seni anmak dilerim
Lakin halim el vermez unuturum
Kalbime zikrini yerleştir uyandır beni
Ölüm anımı seni anarak yaşamak isterim
Lakin mecalim yetmez susarım
Dualarımı katına eriştir yandır beni
Hesap günü seni razı etmeyi arzu ederim
Lakin sevabım yetmez korkarım
Yaptıklarımı hayra eriştir iyilerle andır beni
Ya Mücib!
Arza hacet yok halim sana ayandir
Söze gerek yok sessizliğim sana beyandır
Ya Vasi!
Varlık sensiz darlanır
Ya Vedud!
Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için bakar yüzler yüzlere
Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için güneş doğar günlere
Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için baharın gelir her yere
Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için kelamın deger dillere
Ya Mecid!
Yakınlıgın ulviyetine engel değil ki
Bana akla hayale gelmez güzellikler bahşedersin
Ulviyetin yakınlıgına engel değil ki
Bana benden de yakın olduğunu her daim söylersin
Ya Bais!
Zerrelerimi topla bir bir dağıldıklarında
Hayat ver yeniden onlara ulaştır en sevdiklerimin yanına
Ya Şehid!
Seni görür gibi yaşamak en güzel haldir
Senin gören oldugunu görmek en güzel tecellidir
Ya Hakk!
Ancak sana yönelmek kuluna haktır
Kıblenden saptırma beni
Ancak sana edilen dualar kuluna haktır
Mahrum bırakma beni
Ancak senden dilemek kuluna haktır
Sahipsiz bırakma beni
Ancak sana dayanmak kuluna haktır
Çaresiz bırakma beni
Ancak sana varan yollar kuluna haktır
Yoldan çıkartma beni
Her seyden çok seni sevmek kuluna haktır
Yetim bırakma beni
Bela hakkımdaki hükmün haktır
Ya Rabbi hak ettiğimle değil lütfunla ağırla beni
Ya Vekil!
Aczimi sana şefaatçi ederim
Kudretini dayanağım eylerim
Fakrımı sana elçi ederim
Rahmetini sığınagım eylerim
Ya Kaviyy!
Aczimi bilip dergahına geldim
İyyakenagbudü ve iyyakenestain
Fakrımı bilip senden istedim
İyyakenagbudü ve iyyakenestain
Havl senindir kuvvet senin
Kavi olan ancak sensin
Ya Metin!
Demir emrinle parçalanırken nefsimin elinde bırakma beni
Daglar sana boyun eğmişken şeytanın aldatmacalarına kandırma beni
Denizler izninle yarılırken sebeplerin arasında oyalama beni
Dilim sana içtenlikle yakarırken sözlerimden fazlasıyla anla beni
Ya Veliyy!
Sana tevekkül ettim vekilim sensin
Sana iman ettim sahibim sensin
Sana sığındım sırdaşım sensin
Sana güvendim veliyyim sensin
Sana bağlandım dostum sensin
Sana tutunuyorum bütün varlığımla
Kimsenin yere yıkmasına izin verme beni
Ya Hamid!
Hamid sensin hamd sanadır
Diller senin hamdinle tatlanır
Her nefes sana minnetle verilir ve alınır
Sana sonsuz övgümü biricik övüncüm eyle
Minnet altında ezdirme kalbimi
Ya Muhsi!
Hadsiz acz ve zaaf içindeyim
Düşmanlarım pek yaman incitenim sayısızdır
Sana şükrüm yetersiz arzularım hesapsızdır
Fıtratımın diliyle yalvarıyorum dualar ediyorum
İsteyenlerin ve istenenlerin sayısını bilen ancak sensin
Kalbime yoldaş eyle merhametini
Ya Mübdi!
Sen ki her şeyi misilsiz ilkin yaratansın
Yaradışını her an yenileyen ve yeniden yaratacak olansın
Sevabımın yokluğunu rahmetine vesile kıl
Elemimin çokluğunu lütfuna sebep kıl
Günahımın bolluğunu affına bahane kıl
Ya Muid!
Ten kafesinden çıkınca sana varır ruhlar
Sende son bulur sonlar
Ya Muhyi!
Çürüyüp toz olmuş kemiklerin hatırını yalnız sen sorarsın
Ölmüşlere ve unutulmuşlara yalnız sen hayat bagışlarsın
Ölümümü ebedi dirilişime başlangıç eyle
Ya Mumit!
Ölüm uzak değil bedenden bilirim ki ölümde senden
Faniyim fani olanı istemem
Acizim aciz olanı istemem
Ruhumu rahmana teslim eyledim ben
Ölümüm son değil başlangıçtır bilirim
Sonsuzluğa baslangıcımı iman üzre eyle Ya Rabbi
Ya Hayy!
Her diri senden alır dirliğini
Diriliğimi diriliğine ayine eyle
Ölüm bile senin ihya etmenle diridir
Ölümümü ebedi hayata bahane eyle
Ya Kayyum!
Yokluğa düşürme kalbimi yanında tut sevdiklerimi
Unutuşlara gömme yüzümü nazarında tut güzelliğimi
Ya Vacid!
Varlığını anlatmaya var sözü yetmez
Varlar seninle vardır
Varlığını anlamaya varlığım yetmez
Varlık sana şükrandır
Varlığının öncesi yok senin önceler seninle vardır
Varlığına son yok senin sonralar seninle vardır
Varlığına bahane yok senin an seninle vardır
Beni bensiz bırak beni sensiz bırakma
Ya Macid!
İzzet sahiplerinin olanca izzeti sana aittir
Övülenlerin bütün güzellikleri sana aittir
İyilerin bütün iyilikleri sana aittir
Sevap sahiplerinin bütün sevapları sana aittir
Vereceklerine karşılık değildir olamaz ibadetim
Ancak verdiklerin içindir cennetine al beni
Ya Vahid!
Kalbim her şeye bağlanır ayrılığın ardından ağlamaklıdır
Sen ki birsin başkalarına koşturup yorma beni
Ruhum her gelene sevdalıdır
Gidenlerin gidişiyle yaralanır
Sen ki birsin çoklukta bırakıp ağlatma beni
Kaygılarım bin türlü korkularım dağlar kadar
Sen ki birsin yokluga düşürüp unutma beni
Sözüm kimseye geçmez kuvvetim kıl kadar
Sen ki birsin boynu bükük çaresiz bırakma beni
Bir seni bir bilirim işte kapına geldim başkalarına bırakma beni
Ya Kahhar!
Sen öyle Kahhar’sın ki kahrında lütfun çok kahrında acelen yok
Sen öyle Kahhar’sın ki kahrında adalet var kahrına sınır yok
Düşmanımız çok aczimiz nihayetsizdir
Kahrınla helak eyle zalimleri
Ya Samed!

Doğurmadın doğrulmadın dengin yok benzerin de haşa
Herkes sana muhtaç her şey sana muhtaç
Sen muhtaç değilsin hiç kimseye ve hiçbir şeye asla
Ben sahip olduğuma da muhtacım sahip olmaya da
Sen her şeyin sahibisin ama sahip olmaya bile muhtaç değilsin
Sana muhtaçlıgım en büyük zenginliğimdir
Senden başkasına muhtaç eyleme beni
Senin dergahında fakrım en güzel vesilemdir
Senden baskasına el açtırma beni
Ya Kadir!
Öyle kadirsin ki kudretin olmasa
Var diye bir şey olmaz yok zaten anılmaz
Sen ki varsın yokluktan korkmam
Sen ki kadirsin aczimden utanmam
Sen ki rahimsin fakrımdan sıkılmam
Aczime kudretinle medet eyle
Fakrıma rahmetinle imdat eyle
Ya Muktedir!
Senin kudretine sınır çizilmez
Çünkü kudretine aczin zerresi deymez
Senin kudretine göre zor yada kolay olmaz
Senin kudretine göre her şeyde bir şeyde fark etmez
Sen ki her şeyi bir şey gibi kolayca yaratırsın
Toprakta bırakma beni
Sen ki bir şeyi her şey gibi özenle yaratırsın
Unutuşta bırakma beni
Ya Mukaddim!
Sen her şeyi varlığından önce takdir edersin
Sen her işin başını ortasını ve sonunu bilirsin
Ben sevdiklerimi sen var ettikten sonra sevdim
Sen ise sevdiklerini benden önce sevdin ve sevdiğin için var ettin
Ben kendimi sen var ettikten sonra bildim
Sen ise beni var olmamdan önce bilirdin
Ugradığım her yerde zaten sen vardın
Tanıdığım her yeni alemi başından beri tanırdın
Kalbimin ilk atışından önce bana yar idin
Ben kendimi sevmeye geç kaldım
Mukaddim sensin dilediğini dilediğine üstün kılarsın
Sensin mukaddim dilediğini öne alır dilediğini sona bırakırsın
Önce yaptıklarımı sonra yapacaklarımı bağışla
Başka ilah yok ancak sensin Allah(cc)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




4/1/2009 - Bu Gece

Kategori: siir


Bu Gece (Filistin)

Bu gece;
Filistin demek istiyorum.
Bu gece;
hüzün olsun.
Utansın müslüman başlar,
gözler yere baksın.
Dursun zaman bu gece.
Diz çöküp ağlasın,
her insan olan insan.
Filistin Filistin diye diye.

Cansız yere düşen,
çocuk bedenlerini yazmak istiyorum.
Şu dinmeyen kan gözyaşını,
şu hiçe sayılmış milleti,
isimsiz şu mezar taşını,
anlatmak istiyorum.
Filistin Filistin diye diye..

Hangi yana dönsem kan kan.
Nedir bilmiyorum,
buna seyirci kalan.
Amma;
ölen hayvan değil,
insan ulan insan.
Bağır bağır bağırıyorum,
Filistin Filistin diye diye..

Duyarsız kalamadım,
yazdım,
yandım bu gece...
Çöktüm Gazze köşelerine,
ağladım..
Bir değil bin mermi yedim,
öldüm ha öldüm.
Bel kazma kürek,
mezarımı kazdım bu gece...
Filistin Filistin diye diye...
 

Ali Binboğa

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




4/1/2009 - Hayatın Anlamı

Kategori: Hikayeler

Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı..

Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya

karar vermiş..  Ama aldığı cevaplarda ona yetmemiş. Köy,kasaba,ülke dolaşmış ama tatmin edici bir cevap bulamamış ...

Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona

-”Şu karşı ki dağları görüyor musun,orada yaşlı bir bilge yaşar istersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir"  demişler.

Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam.

Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye Hayatın anlamının ne olduğunu sormuş ..

Bilge sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen

gerekiyor demiş ...

Adam kabul etmiş..

Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. Şimdi çık ve bahçede bir tur at  tekrar buraya gel ... Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin..

Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış: “Güzel! Kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı?”

Adam şaşkın.. “Ama, demiş, ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki.”

“Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun, kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel” demiş Bilge...

Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü  güzellikler karşısında büyülenmiş çünkü bahçe muhteşem bir yermiş ...

Geri geldiğinde bilge adama bahçe nasıldı diye sormuş ... Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış..

Bilge gülümsemiş, ama kaşıkta hiç yağ kalmamış demiş ve eklemiş

"--Hayat senin bakışınla anlam kazanır ya sadece bir noktayı görürsün

hayatın akıp gider sen farkına varmazsın.. Yada görebileceğin tüm

güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın akıp giden zamanın anlam

kazanır ...

"Hayatının anlamı senin bakışlarında gizlidir"                       

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




4/1/2009 - Fakirlik

Kategori: Hikayeler
 

Günlerden bir gün zengin bir baba  oğlunu köye götürdü.

Bu yolculuğun tek amacı vardı;

İnsanların ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek.
 Çok fakir bir ailenin evinde iki gün geçirdiler.

 Köyden oturdukları kente gelirken baba oğluna sordu;

 "İnsanların ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü?"

  "Evet!"

  "Ne öğrendin peki?"
Şunu öğrendim:

Bizim evde bir köpeğimiz var,

Onlarınsa üç.
Bizim bahçede çok büyük bir havuzumuz var,

 
Onlarınsa sonu olmayan bir dereleri.

Bizim görüş alanımız karşı apartmana kadar,

Onlarsa bütün bir ufku görüyorlar.
Bizim birkaç halımız var, onların yemyeşil, göz alabildiğince uzanan çimenleri
 

Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı.

Oğlu ekledi;

  "Teşekkürler, baba.
Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için!''

Hayata biraz da çocukça bakabilmek dileğiyle…

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




4/1/2009 - Sarımsak Tarlası

Kategori: Hikayeler

SARIMSAK TARLASI...
Genç adamın biri,
Dermis babasına hergün;                                             
Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi

Baba itiraz eder;Olmaz öyle çok dost hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...

Devam eder durur konusma...

Aralarında baslar bir tartısma,

Karar verirler bir sınava,

Dostun hakikisini anlamaya...

Bir aksam bir koyun keserler
Ve koyarlar çuvala.

Baba der ki ogluna, 'Hadi al bu çuvalı, simdi götür dostuna'.

Çuvaldan kanlar damlamakta,

Sanki öldürmüsler de bir adamı,

Koymuslar çuvala,

Dıştan böyle sanılmakta.

Delikanlı sırtlar çuval,

Gider en iyi bildigi dostuna,çalar kapiyi.

O dost, bakar ki bir çuval, hem de kanlı,

Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,

Almaz içeri arkadaşını,

Böylece tek tek dolaşır delikanlı,

Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.

Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.

Evlat geriye döner.

Ama içten yıkılır...

Babasına dönerek; haklıymışsın baba der.

Dost yokmus bu dünyada ne sana, ne de bana.

Baba;hayır Evlat der, benim bir dostum var bildigim.

Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.

Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.

Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...

Gider, baba dostuna.

Kabul görür, sevinir.

O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.

Geçerler arka bahçeye.

Bir çukur kazarlar birlikte,

Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,

Üzerine de serpistirirler toprak.

Belli olmasın diye ekerler sarimsak...

Genç adam gelir babasına; 'Baba, işte dost buymuş' diye konusunca,
Babası;daha erken, o belli olmaz daha.

Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,

Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, iste o zaman anlasılacak,

Dostun hakikisi. Sonra gel olanları anlat bana...

Genç adam, aynen yapar babasının dedigini,

Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,

Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!

Der ki tokadı yiyen DOST;

Git de söyle babana, biz satmayız sarimsak tarlasını böyle iki tokada'!

 

  HAYATINIZDA SARIMSAK TARLASINI SATMAYACAK,

DOSTLAR BULMANIZ, DİLEĞİYLE...

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




4/1/2009 - Mevlana Sözleri

Kategori: Dinimiz

Mevlana'nın söylediği ve günümüze kadar insanlığa ışık tutan sözlerinden bazıları: 

· Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi
ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
· Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.
. Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..
. Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..
. Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..
· Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
. Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..
· Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
· İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.
· Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
· Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
· Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.
· Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
· Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
· Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
· Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?
· Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar
· Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.
· O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.
· Genişlik, sabırdan doğar.
· Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
· Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.
· Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
· Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.
· Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
· Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.
· Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.
· Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
· Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.
· Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.
· Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası.
. Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..
· Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der. Kendinde olmayış,kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın.
· İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.
· Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.
· Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var
· Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.
· Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.
· Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.
· Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.
· Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır?
· Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.
· Anlayış,edep şehirlilerdedir. Ziyafet,garip konaklamak da köylülerde.
· Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,hepsi de ressamın elindedir,o elden çıkar.
· Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar.
· Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten korur.
· Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.
· Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.
· Her korkuda binlerce eminlik vardır,göz karasında onca aydınlık mevcut.
· Verdiğini geri alan kişi, ***** gibi kusmuğunu yemiş olur.
· Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene aç.
· Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,karşılığını bulma günüdür.
· Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
· Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
· Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?
· Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler
· Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir.
· Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.
· Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.
· Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
· Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır.
· Kötü nefis, yırtıcı kuştur.
· Hırsın yemdir, cehennemse tuzak.
· Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler.
· Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.
· Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.
· Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da.
· Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet'in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de.
· Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.
· Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.
· Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.
· Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.
· İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte.
· İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.
· A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.
· Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.
· Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.
· Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.
· O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
· Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra
· Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.
· Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
· Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.
· İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.
· Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.
· Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah'ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.
· Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.
· Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.
· Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz
· Ümit, güvenlik yolunun başıdır.
· Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.
· Dert, insana yol gösterir.
· İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.
· İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.
· Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.
· Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir.
· Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?
· Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun?
· Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar.
· Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak,
sırları örtmek yaraşır.
· Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?
· Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur
· Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir.
· Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter.
· Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.
· Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün.
· Dünyaya demir atmış Karun'u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa'yı gökyüzü çekti, yüceltti.
· Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır.
· Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.
· Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı'dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz.
· Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o?
· Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O'nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır.
· Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar.
· Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi yavaş ol.
· Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar.
· Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları.
· Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran olmadıkça feryat etmez.
· Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak.
· Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi.
· Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar?
· Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal,
· İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.
· Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz?
· O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.
· Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.
· Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez.
· Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.
· Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.
· Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur.
· Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.
· Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!
· Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.
· Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.
· Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur.
· Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.
· Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür.
· Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.
· Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.
· Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.
· Yoksul, cömertliğin aynasıdır.
· Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?
· Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin
düşündürdükleri...
· Sabır, genişliğin anahtarıdır.
· Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur.
· Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir
· Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil.
· Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.
· Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca ne güzel katıktır.
· Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.
· İnanan, inananın aynasıdır.
· Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak
· Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de, senin rengindedir.
· Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint'li olsun, ister Türk, ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak.
· Yokluk, varlığın aynasıdır.
· Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan.
· Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir.
· Kasırga pek çok ağaçlar yıkar fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur.
· Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir.
· Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı?
· Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?
· Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar.
· Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış Tanrı'dan medet umuyorlar.
· Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir?
· İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdesidir. Yel, perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize.
· Sen de sağ eline bir sopa aldın ama senin elin nerede, Musa'nın eli nerede
· Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir.
· Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir.
· Bağış, kine merhemdir.
· Tahta içinde yaşayan kurt, o tahtanın fidan olduğu vakit ki halini bilir mi hiç?
· Madem ki hırsızsın, bari o güzelim inciyi çal, madem ki gebe kalıyorsun, bari yüce bir çocuğa gebe kal.
· Korukla üzüm birbirine zıttır ama, koruk olgunlaştı mı güzel bir dost olur.
· Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari.
· Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil.
· Satrançta piyon yola çıkar da, sonunda yüce vezir olur.
· Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar.
· Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası nasıl olabilir?
· Dosttan, yakınlardan gelen bir cefa, düşmanın üçyüzbin cefasına bedeldir.
. Bal yiyen arısından gocunmaz..
· Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o.
· Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin?
· Davud'un elinde mum oluyor, senin elindeyse mum, demire dönüyor.
· Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur.
· Yılan yumurtası da serçe yumurtasına benzer ama aralarında ne kadar fark var.
· Bilginin, iki kanadı vardır, şüphenin tek.
· İkiyüz batman bala, bir okka sirke döksen, balın içinde erir, gider. Balı tattın mı sirkenin tadını bulamazsın fakat tartarsan bir okka fazla gelir. Demek ki sirke, hem yok olmuştur, hem vardır.
· Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda arı duru suya ulaşırsın.
· Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle çevirir.
· Sen, yerdeki yeşillik gibisin, ayağın bağlı. Bir yel esti mi, tam inanca ulaşmadan başını sallarsın.
· Oltandaki et lokması, balık avlamak içindir. Öyle lokma ne bağıştır ne cömertlik.
· Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Tanrı'ya makbuldür.
· İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha beter olur. Ama halkın çoğu kötü olduğundan, beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir.
· Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını, bıyığını kokutur.
· Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var?
· Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör.
· Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider.
· Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür.
· Hani bir hayvan vardır, porsuktur adı. Dayak yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha iyileşir, sopa vuruldukça semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o da dert, mihnet sopasıyla büyür, semizleşir.
· Uçan kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye koyulur. Fakat ev kuşu, kümes hayvanı, yeryüzünde sevinçle yürür, yem toplar, neşeyle koşar durur.
· Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez.
· Hoş, güzel ömür, yakınlık aleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise fışkı yemeye yarar.
· Kin, sapıklığın da aslıdır, kafirliğin de.
· Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.
· İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.
· İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.
· Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır.
· Hiç ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu?
· Hırs, çirkinlikleri bile güzel gösterir.
· Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı hiç?
· Hiçbir şeyden haberi olmayan cansızlardan, gelişip boy atan bitkiye, bitkiden yaşayış, derde uğrayış varlığına, sonra güzelim akıl, fikir, ayırt ediş varlığına geldin.
· Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.
· Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da.
· Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç?
· Padişah, töhmet altına alınanı Karun'a çevirir. Artık suçsuzu ne hale kor, onu sen düşün.
· Eğri ayağın gölgesi de eğridir.
· Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı'yı görmüş olur.
· Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.
· Göz olgunlaştı mı, temeli, özü görür. Ama kişi şaşı oldu mu parça buçuğu görür ancak.
· Sınama, deneme yolunda bilgi, tam inançtan aşağıdır, zindansa yukarı.
· Can, doğan kuşuna benzer, beden ona bir tuzak



        Alıntı

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




4/1/2009 - Hazret-i Mevlana’nın Vasiyeti

Kategori: Dinimiz

“Ben size, gizli ve aleni, Allah’dan korkmanızı, az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi, günahlardan çekinmenizi, oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi, daima şehvetten kaçınmanızı, halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı avam ve sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı, kerem sahibi olan salih kimselerle beraber olmanızı vasiyet ederim. Hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır. Hamd, yalnız tek olan Allah’a mahsustur. Tevhid ehline selam olsun.”

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı





<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->


Takvim


Gazeteler


Online Müzik


Çeviri Yap

Türkçe - Ýngilizce Sözlük
ç - ý - ð - ö - þ - ü
Kelime:


Arama Motoru